Daha fazla hava durumu tahmini: 15 günlük hava durumu

Betül Topaklı / Milliyet.com.tr –Mehmet Akif Yazıcı, Rize Çayeli’nde doğdu. Doğa sevdasıyla kalpleri ısıtan, Karadeniz’in eşi benzeri olmayan yayla kültürünü ve hayvan sevgisini sosyal medyadan milyonlarla paylaşan Mehmet Akif Yazıcı,12 yaşına kadar ailesiyle köyde yaşadı. Lise eğitimini merkezde tamamladıktan sonra da yavru bir buzağı alarak köyde hayvancılık yapmaya başladı. “15 günlük buzağı alıp beslemeye başladığımda 17 yaşındaydım” diyen Mehmet Akif, “Dişiydi ve 2 yaşında doğum yaptı. Ana geçim kaynağımız çayda çalışarak onlara yeni hayvanlar ekledim. Hayvancılığı, bir gelir kapısından çok yaşam biçimi olarak görüyor, köyü ve doğayı sevdiğim için yapıyorum” diye konuştu. Geniş kitleler tarafından tanınmasının ise 2024 yılında MasterChef yarışmasına katılmasıyla gerçekleştiğini söyleyen Yazıcı, yaptığı tabaklar ile hem izleyicilerin hem de şeflerin dikkatini çekmeyi başarmıştı. Kendini yemek konusunda yetenekli gören Mehmet Akif, sözlerine şöyle devam etti:

Alıntı Metni

‘YARIŞMADAN KENDİ İSTEĞİMLE AYRILDIM’

İki yıl önce katıldığı Masterchef’te yeteneği ve performansıyla yarışmanın dikkat çeken isimlerinden biri olmayı başaran Rizeli Mehmet Akif, samimiyeti ve doğallığı büyük beğeni toplamıştı. Sempatik tavırlarıyla öne çıkan genç yarışmacı ile Şef Mehmet Yalçınkaya arasında geçen esprili diyaloglar ise, sosyal medyada da büyük ilgi gördü ve kısa sürede gündem olmuştu. Eleme turunda yaptığı hamsili içli köfte ile yeteneğini ortaya koyan Mehmet Akif Yazıcı, bir sonraki aşamada hazırladığı lezzetli saç tava ile de üst tura çıkmayı başarmıştı. 3. tur elemelerinde MasterChef’e veda eden Yazıcı, yarışmadan kendi isteğiyle ayrıldığını belirtti. Mehmet Akif, kararının arkasındaki nedeni ise şu sözlerle açıkladı:

“Hiçbir zaman ‘İstanbul’da yaşamak’ gibi bir düşüncem olmadı. Yarışmayı bırakmamın sebebi de buydu. Çekim için altı-yedi ay İstanbul’da kalmamız gerekiyordu ancak ben İstanbul’da kalmak istemiyordum. Yarışmadan ayrılmak istedim ve bunun için elimden gelenin fazlasını yaptım. Çünkü köyde hayvanlar, çay, bahçe, yayla ile ilgilenmem gerekiyordu.”

“Ben köyüme, doğama aşığım. Beni köyde bırakın, başka hiçbir şeye ihtiyacım yok. Orada ömrümün sonuna kadar yaşayabilirim” diyen Mehmet Akif, “Köyde bir günümün nasıl geçtiğini anlatmak zor çünkü zamanın nasıl geçtiğini anlamıyoruz. Bizim oralarda ‘Köyün işi bitmez’ diye bir söz vardır ve gerçekten öyledir. İşi kafaya takmazsan biter ama her şeyi eksiksiz yapmaya kalkarsan sonu gelmez. İster 5 kişi olun ister 10 kişi, köyün işi hiçbir zaman tamamen bitmez. Bir de hayvancılık varsa işler daha da yoğun oluyor. Hayvan bakımı aslında bir bebeğe bakmak gibi… Bunun yanında çaylık, bahçe, ev işleri var. Bu yüzden zaman sürekli yetersiz geliyor” diye konuştu.

‘ÖZGÜRLÜĞÜME ÇOK DÜŞKÜNÜM’

Özgürlüğüne düşkün olması nedeniyle köyde yaşadığını söyleyen Mehmet Akif, “Bir dükkân açtığınızda doğal olarak oraya bağlanırsınız ve bu da beni yoruyor. Eskiden köy hayatını sadece yaşlıların yaşadığı düşünülürdü. Şimdilerde, özellikle maddi imkânı olan birçok insan şehirden köye dönmeye başladı. İstanbul’da villasında yaşayanlar bile köy hayatını özlüyor. Köy hayatı çoğu kişinin düşündüğü gibi kolay değil. Dışarıdan bakıldığında basit görünüyor ama aslında ciddi bir emek istiyor. Şehirde maaşla çalışan bir insan ‘Köye gider, bağ-bahçe yapar, geçinirim’ diye düşünüyor ama işin aslı öyle değil. Köyde yaşamak ciddi sorumluluk gerektiriyor. Köyde her şey plan ve emek istiyor. Soba yakmayı bilmek, soğukta uyanmaya alışmak, eksi derecedeki suyla yüz yıkamak gibi zorlukları var” ifadelerini kullandı.

Alıntı Metni

‘KÖYDE YAŞAMAK EMEK İSTİYOR’

Köyde yaşamanın ciddi bir emek ve fedakârlık gerektirdiğinin altını çizen Mehmet Akif, “Örneğin hastalandığınızda merkeze gitmeniz gerekiyor ve bu bile hem zaman hem de maliyet açısından zorluk yaratıyor. Köy hayatında birçok şeyi göze almak gerekiyor. Soba yakmayı bilmek, soğuk sabahlarda uyanmak ve buz gibi sularda el yüz yıkamak günlük yaşamın bir parçasını oluşturuyor. Dışarıdan bakıldığında köy hayatı huzurlu ve kolay gibi görünse de sürekli bir çalışma gerektiriyor. Sosyal medyada görülen anlar, hayatın çok küçük bir bölümünü yansıtıyor” diyerek arka planda yoğun bir emek olduğuna dikkat çekti.

‘YILDA 3 KEZ ÇAY TOPLUYORUZ’

Rize’de çay üretiminin önemli bir geçim kaynağı olduğunu anlatan Mehmet Akif, sözlerine şöyle devam etti: “Çay hasadı Mayıs ayının sonlarından itibaren başlar ve yaklaşık 50 gün sürer. Hava şartlarına bağlı olarak yılda üç kez toplanır. Sabah erken saatlerde başlayan çalışma, akşam geç saatlere kadar devam eder. Hayvancılık ise küçük ölçekli yapıldığında sadece evin ihtiyacını karşılar, büyük ölçekli yapıldığında ise geçim kaynağı olabilir. Bizim yaptığımız ise orta ölçekli… Yani ne tamamen küçük ne de büyük bir ölçekli… Köyde yaşam daha çok doğayla iç içe, sakin ve izole bir düzene sahip. Yani şehirdeki yoğun ve kalabalık yaşamdan oldukça farklı.”


KAYNAK: Milliyet Gazetesi

Haber Euro Türk
Author: Haber Euro Türk

Haber Euro Türk, Avrupa’daki Türk topluluklarına ve dünya gündemine dair güvenilir, tarafsız ve güncel haberler sunan dijital haber platformudur.


Haber Euro Türk sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

By Haber Euro Türk

Haber Euro Türk, Avrupa’daki Türk topluluklarına ve dünya gündemine dair güvenilir, tarafsız ve güncel haberler sunan dijital haber platformudur.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir