Anasayfa / Avrupa Türkleri / Fransa / Türk Toplumu / Karaciğer Yağlanmasında Tehlikenin Boyutları

Karaciğer Yağlanmasında Tehlikenin Boyutları

Karaciğer Yağlanmasında Tehlikenin Boyutları

Karaciğer yağlanması, karaciğer hücrelerinde aşırı yağ birikmesiyle oluşan sinsi bir durumdur.

Genellikle iki ana gruba ayrılır: Alkole bağlı ve alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanması.

En yaygın risk faktörleri şunlardır

Obezite ve fazla kilolar



Tip 2 Diyabet
 insülin direnci
Kötü beslenme
Kan yağlarında (trigliserid ve kolesterol) yükseklik
Hareketsiz yaşam tarzı

Yoğun alkol tüketimi

Dünya genelinde yetişkin nüfusun yaklaşık %30’unu etkileyen en yaygın kronik karaciğer bozukluğudur.

Belirtiler

Çoğu kişide hiçbir belirti göstermez. Ancak ilerleyen evrelerde veya yağlanma arttıkça şu belirtiler ortaya çıkabilir.

Karnın sağ üst tarafında dolgunluk veya hafif bir basınç hissi



Kronik yorgunluk ve halsizlik
İştahsızlık ve açıklanamayan kilo kayıpları

İlerlemesi durumunda siroz gibi ağır tablolara yol açabilir.

Karaciğer Yağlanması ve Getirdiği Kronik Riskler

Karaciğerde anormal  düzeyde yağ (trigliserid ) birikmesi, yalnızca lokal bir organ problemi değildir. Araştırmalara göre , basit yağlanma (steatoz) kontrol altına alınmadığında karaciğer hücre hasarı ve inflamasyonla ( iltijaplanma) seyreden tabloya  ilerler. Bu süreç; ilerleyen dönemlerde geri dönüşümsüz doku sertleşmesi olan siroza, karaciğer yetmezliğine ve hepatosellüler karsinoma (karaciğer kanseri) zemin hazırlar.

Ancak en büyük risk kardiyovasküler sistem üzerindedir. İlgili klinik araştırmalar, yağlı karaciğer hastalarında birincil ölüm nedeninin karaciğer yetmezliği değil, aterosklerotik kalp hastalıkları , kalp krizi ve inme olduğunu göstermektedir.

Sistemik yağ metabolizması dengesizliği ve insülin direnci; Tip 2 diyabet, kronik böbrek hasarı ve metabolik sendrom riskini katlayarak artırır.

İyileşme yolları

Doğrudan bu hastalığı iyileştiren tek bir spesifik ilaç bulunmamaktadır; tedavi temel olarak beslenme ve yaşam tarzınızı değiştirmeye dayanır. Geleneksel tıpta uzun süre sadece kilo kaybı ile yönetilmeye çalışılan bu tablo, günümüzde integratif (bütünsel) ve fonksiyonel tıp yaklaşımıyla kök nedenlerine inilerek başarıyla tedavi edilebilmektedir.

Fonksiyonel tıp, karaciğer yağlanmasını “çoklu darbe” (multiple-hit) teorisiyle ele alır. Tedavide semptom baskılamak yerine, yağlanmayı tetikleyen hücresel mekanizmalar hedeflenir.

Geleneksel diyetlerin aksine fonksiyonel tıp yaklaşımı,  özellikle yağlanmayı başlatan ve arttıran mekanizmalara  odaklanır. The Institute for Functional Medicine (IFM) tarafından vurgulandığı üzere, özellikle yüksek şeker içeren beslenme  karaciğerde yeni yağ yapımı mekanizmasını tetikler. Hücre içinde biriken yağ molekülleri hücrelerin enerji santralleri olan mitokondrilerin bozulmasına yol açar. Bu da bütün vücutta enerji düşüklüğü ve derin düzeyde oksijensizliğe sebep olur.

Yapılan araştırmalar  bağırsaklarda bulunan trilyonlarca bakteri topluluğu olan mikrobiyotanın bozulmasının da  (disbiyozis) karaciğer yağlanmasının merkezinde yer aldığını göstermektedir. Geçirgen bağırsak sendromu nedeniyle bağışıklık sistemi uyarılır ve iltihaplanma süreci başlar. İlerleyen süreçte iltihaplanma ilerledikçe  fibrozis yani  hücresel yapıda azalma ve bunun yerine dokuda sertleşme ve fonksiyon kaybı  görülür. Bu da karaciğer dokusunun artık işlevselliğini kaybetmesi anlamına gelir. Bu durum,  tedbir alınmazsa siroza kadar ilerleyebilir.

 

İltihaplanmayı çözün: Kronik hastalıkların ve özellikle karaciğer yağlanmasının da temelinde yer alan kronik iltihaplanma kişide beslenme ve yaşam alışkanlıkları detaylıca düzenlenerek minimal düzeye indirildiğinde yağlanma tablosu da geriler ve iyileşir.
Kilo Verin: Mevcut kilonuzun %7-10'unu vermek, yağlanmayı ve karaciğerdeki iltihabı ciddi oranda azaltır.



Akdeniz Tipi Beslenin: Zeytinyağı, taze sebze-meyve, balık ve kuruyemiş ağırlıklı bir beslenme benimseyin.
Egzersiz Yapın: Haftada en az 150 dakika orta tempoda yürüyüş gibi düzenli fiziksel aktivite yapın.
Hücresel vitamin-mineral ihtiyaçlarını tamamlayın: Araştırmalar metabolik ve hücresel mikrobesin/ makrobesin ihtiyaçlarının tamamlanması ve ayrıca anti enflamatuar beslenme ve özel İntegratif tıp protokollerinde yer alan spesifik nutrasötik takviyelerin  kullanılmasının karaciğer yağlanması tablosunu hızla geri döndürdüğünü göstermektedir.

 

Uzak Durulması Gerekenler

Yağlanmayı tetikleyen en büyük düşmanlar basit şekerler ve doymuş yağlardır:

Alkol
Şekerli gıdalar, tatlılar, hazır meyve suları ve gazlı içecekler
Beyaz ekmek, pirinç ve makarna gibi glisemik indeksi yüksek karbonhidratlar
Kızartmalar ve yoğun işlenmiş etler
yüksek fruktozlu mısır şurubu
 işlenmiş karbonhidratlar

 

Sonuç olarak; karaciğer yağlanması sadece kalori kısıtlayarak ve diyet yaparak değil; öncelikle kişinin beslenmesini hücresel ihtiyaçlara göre planlayarak bağırsak florasını düzenleyen, mitokondriyi destekleyen ve inflamasyon yollarını susturan integratif bir fonksiyonel tıp yaklaşımıyla hücresel düzeyde tamamen tersine çevrilebilir ve iyileşebilir  bir süreçtir.

 

Dr. Emine AKIN

Klinik Biyokimya Uzmanı

Clinical Biochemist

Alkali Life Center 

www.emineakin.com

 

Haber Euro Türk'ü Takip Edin
Güncel haberleri kaçırmamak için sosyal medya hesaplarımızı takip edin.
Etiketlendi:

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir