| Adem Hüyük
Cumartesi günü Viyana Stephansplatz’da Avrupa Günü kapsamında düzenlenen etkinlik, İsrail karşıtı bir protesto nedeniyle sekteye uğradı. Filistin yanlısı göstericiler, düdükler ve megafonlarla Dışişleri Bakanı Beate Meinl-Reisinger [NEOS] ile Belediye Başkanı Michael Ludwig’in [SPÖ] konuşmalarını bastırdı. Ludwig göstericilere sert tepki gösterdi.
Puls 24 kanalının yayımladığı videoya göre Ludwig, “Buradan terörize edilerek uzaklaştırılmayacağız” dedi.
Belediye başkanı sahneden yaptığı konuşmada, “Biz Avrupa’da hoşgörüye bağlıyız” ifadelerini kullandı. İnsanların konuşmalarının yuhalanarak bastırılmasının “bizim Viyana’mız olmadığını” söyledi.
Yaklaşan Eurovision Şarkı Yarışması’yla ilgili konuşan Ludwig, ayrıca “sizin gibi insanlar yüzünden” büyük güvenlik önlemleri alınacağını söyledi. Buna rağmen Viyana’nın yine de “birlikte yaşama festivali” düzenleyeceğini ifade etti.
“Çeşitlilik”, “birlikte yaşama”, “Avrupa dayanışması”, “barış projesi”…
Oysa Viyana’daki Avrupa Günü etkinliği aslında Avrupa Birliği’nin ortak değerlerini kutlamak için düzenlenmişti. Sahneye çıkan isimler de bu mesajı vermeye çalışıyordu: “çeşitlilik”, “birlikte yaşama”, “Avrupa dayanışması”, “barış projesi”…
Ancak Stephansplatz’daki birkaç dakikalık protesto, Avrupa siyasetinin bugün geldiği kırılma noktasını bütün çıplaklığıyla ortaya koydu.
Çünkü olayın en dikkat çekici kısmı protestonun kendisi değil, Viyana Belediye Başkanı Michael Ludwig’in protestoculara verdiği yanıttı:
“Sizin gibi insanlar yüzünden büyük güvenlik önlemleri almak zorundayız.”
Bu cümle sıradan bir öfke çıkışı değil. Tam tersine, Avrupa’da son yıllarda giderek sertleşen güvenlik merkezli siyasal dilin yerel bir yansıması.
Ludwig’in “sizin gibi insanlar yüzünden büyük güvenlik önlemleri almak zorundayız” ifadesi, teknik olarak bir güvenlik gerekçesi gibi sunulsa da politik anlamı çok daha ağırdır.
Çünkü ortada şiddet içeren bir eylem, bir saldırı ya da terör girişimi bulunmamaktadır. Haberde anlatılan şey; düdük çalan, slogan atan ve konuşmaları kesintiye uğratan bir protestodur. Buna rağmen bu eylemin doğrudan “sizin gibi insanlar” üzerinden güvenlik tehdidiyle ilişkilendirilmesi, protesto hakkını kullanan bireyleri potansiyel risk unsuru olarak kodlayan bir siyasal dile işaret eder.
Bu dil, demokratik sistemlerde rahatsız edici bulunabilecek eylemler ile “tehdit” kavramını bilinçli şekilde birbirine yaklaştırır. Böylece tartışma, protestonun içeriğinden çıkarılıp protestocunun kimliğine kaydırılır. Bu da yalnızca eleştirel sesleri değil, onların varlığını da problemli hale getiren bir yaklaşım üretir.
“Hoşgörü” Söylemi ile Güvenlik Siyaseti Arasında
Ludwig konuşmasında sürekli “hoşgörü” vurgusu yaptı. Avrupa’nın bir “barış projesi” olduğunu söyledi. Ancak aynı konuşmada protestocuları “bizim Viyana’mız değil” diyerek dışladı.
Buradaki temel çelişki tam da burada başlıyor.
Çünkü Avrupa siyasetinde özellikle Filistin meselesi söz konusu olduğunda, “ifade özgürlüğü” kavramının sınırları giderek daralıyor. İsrail hükümetine yönelik sert eleştiriler birçok ülkede artık yalnızca politik itiraz olarak değil, aynı zamanda “güvenlik sorunu” olarak ele alınıyor.
Ludwig’in kullandığı dil de bu yaklaşımın bir parçası gibi görünüyor.
Protestocular düdük çaldı, slogan attı, konuşmaları böldü. Sert bir protestoydu. Ancak belediye başkanının verdiği yanıt, protestonun içeriğinden çok protestocuların kendisini hedef aldı.
“Sizin gibi insanlar…”
Bu ifade, yalnızca eylemcileri eleştirmiyor; aynı zamanda onları potansiyel tehdit kategorisine yerleştiriyor.
“Birlikte Yaşama” Söyleminin Sınırı Nerede?
İlginç olan şu:
Avrupa Günü etkinliğinde en çok kullanılan kavram “birlikte yaşama” oldu. Ancak sahne önünde farklı bir politik görüş ortaya çıktığında, aynı siyasetçiler bunu demokratik çoğulculuğun parçası olarak görmek yerine “rahatsız edici güvenlik problemi” olarak tanımladı.
Bu durum Avrupa’daki daha büyük bir dönüşümün küçük bir özeti gibi.
Çünkü son yıllarda Avrupa’da:
- Filistin yanlısı gösteriler,
- göçmen mahalleleri,
- Müslüman toplulukların politik mobilizasyonu, giderek daha fazla güvenlik perspektifiyle tartışılıyor.
Özellikle Almanya, Fransa ve Avusturya’da devlet söylemi artık sadece “entegrasyon” eksenli değil; aynı zamanda “kontrol” ve “güvenlik” eksenli ilerliyor.
Ludwig’in sözleri de tam bu noktada dikkat çekiyor.
“Bu Bizim Viyana’mız Değil” Sözü Neyi Anlatıyor?
“Bu bizim Viyana’mız değil.”
Bu cümle politik açıdan çok güçlü bir mesaj içeriyor.
Çünkü burada yalnızca protesto biçimi eleştirilmiyor. Aynı zamanda “makbul vatandaş” tanımı yapılıyor.
Kim “bizim” içinde?
Kim değil?
Viyana yıllardır “çeşitlilik”, “uluslararası şehir”, “birlikte yaşam modeli” söylemleriyle öne çıkarılıyor. Ancak politik gerilim yükseldiğinde, bu kapsayıcı dilin ne kadar hızlı dışlayıcı bir tona dönüşebildiği görülüyor.
Özellikle Filistin protestoları konusunda Avrupa’daki merkez siyaset giderek daha sert refleksler gösteriyor.
Bir zamanlar “demokratik katılım” olarak görülen sokak protestoları, bugün birçok siyasetçi tarafından “düzeni bozan unsur” olarak okunuyor.
Eurovision Artık Kültürel Etkinlik mi, Güvenlik Operasyonu mu?
Ludwig’in açıklamalarındaki bir diğer dikkat çekici nokta da Eurovision Song Contest vurgusuydu.
Belediye başkanı, protestoculara dönerek büyük güvenlik önlemleri alınacağını söyledi.
Bu da aslında Avrupa’daki kültürel organizasyonların giderek nasıl güvenlik merkezli hale geldiğini gösteriyor.
Eurovision uzun yıllardır:
- kültürel çeşitlilik,
- özgürlük,
- farklı kimliklerin görünürlüğü ile özdeşleşen bir etkinlikti.
Ancak bugün İsrail’in katılımı etrafındaki tartışmalar nedeniyle organizasyon artık ciddi bir politik gerilim alanına dönüşmüş durumda.
Ve siyasetçilerin dili de giderek daha güvenlikçi hale geliyor.
Avrupa’nın Yeni Gerçeği
Stephansplatz’daki olay birkaç dakikalık bir protestodan ibaret değildi.
O sahnede aslında Avrupa’nın bugün yaşadığı daha büyük gerilim görünür hale geldi:
- ifade özgürlüğü ile kamu düzeni,
- protesto hakkı ile güvenlik siyaseti,
- çeşitlilik söylemi ile politik dışlama arasındaki gerilim.
Ludwig’in sözleri bu nedenle yalnızca Viyana’daki bir tartışma değil.
Aynı zamanda Avrupa siyasetinin değişen ruh halinin de bir göstergesi.| ©DerVirgül
The post Viyana Belediye Başkanı | “Sizin gibi insanlar yüzünden büyük güvenlik önlemleri almak zorundayız” first appeared on Der Virgül.
Haber Euro Türk sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
