Türkiye’nin bürokratik yapısında iz bırakan, halka yakınlığı, sıra dışı yöntemleri ve cesur çıkışlarıyla efsaneleşen merhum Vali Recep Yazıcıoğlu, 19 Ağustos 1991 tarihinde atandığı Erzincan Valiliği görevinde 8 yıl, 1 ay, 7 gün kalarak tarihi bir süreye imza attı. Ancak 26 Eylül 1999’da, rekor kıran bu görev süresinin ardından ani bir kararla Merkez Valiliğine alındı. Kararın hemen ertesi günlerinde, Mehmet Ali Birand’ın yapımcılığını üstlendiği ve o dönem muhabir olarak çalışan Cüneyt Özdemir’in ağırladığı 32. Gün haber programına konuk olan Yazıcıoğlu, görevi bırakmasının duygusal bir değerlendirmesinden çok, Türkiye’nin kronikleşmiş demokratik ve toplumsal sorunlarını masaya yatırdı.
ÖZDEMİR’İN SORUSU VE YAZICIOĞLU’NUN TOKAT GİBİ CEVABI
Programda Cüneyt Özdemir, Yazıcıoğlu’nun Erzincan ve Türkiye için duyduğu heyecanı hatırlatarak, merkeze çekilmesinin ardından halkın tepkisini merak etti. Özdemir’in, “Sizce Erzincanlılar size sahip çıktı mı? Kırgın mısınız mesela Erzincanlılara” sorusuna Yazıcıoğlu, kırgınlık bir yana, halkın “sivil inisiyatif” kapasitesini ve toplumsal tepki kültürünü sorgulayan, tokat gibi bir cevapla karşılık verdi.
<div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
“BİZDE SİVİL İNİSİYATİF YOKTUR, HALK ARKASINA BAKIP KİMSEYİ GÖREMEZ”
Yazıcıoğlu, halkın duygusal olarak tepki gösterdiğini ancak bunu organize bir “yazılı veya sözlü inisiyatife” dökemediğini belirtti. “Aslansın, kaplansın” diyenlerin, risk anında ortadan kaybolduğunu vurgulayarak şu çarpıcı analizi yaptı: “Hayır efendim. Bir sefer sahip çıksa da kırgın olmayız, çıkmasa da. Yani ama duygusal olarak şimdi bakınız biz de sivil inisiyatif yoktur. Milletvekili sayısı dört yüz elliden beş yüz elliye çıktığı zaman sorun insanlara ‘böyle bir şey olamaz’ der. Ama bunu yazıya dökmez insanlar. Bir af kanunuyla ilgili ‘yahu böyle şey olur mu’ der. Bunu yazıya dökmez insanlar. Böyle bir tasarrufla ilgili bu da yazıya, yani bu yanlıştır, doğrudur, şudur, budur. Yani bizim insanımız içinden, duygusal olarak tepkisel davranır. ‘Yahu böyle şey olur mu’ falan veyahut da Nasrettin Hoca hani giderken çok güvendiği, beraber gittiği adamlara baktı ki arkada kimse yok. Hani klasik tabiridir. İkinci filahla hani birinci filden kurtulacak, ikinci file getirdi. Onun için böyle ‘aslansın, kaplansın, aslanım.’ İste sen bana tercüman oluyorsun. İste kılıç sallıyorsun, düzene, bürokrasiye, işte çürümeye, vurguna, soyguna, yağmaya ‘helal olsun.’ E peki hadi bakalım dediğin zaman ‘arkadaş ben riske girmem, sen benim adıma yap.'”
“YÖNETİCİ SANATKÂRDIR, DEĞERLENDİRME AYRILDIKTAN SONRA OLUR”
Özdemir’in halkın sokağa dökülüp dökülmediği konusundaki sorusuna “Onların hepsine şükran borçluyum” diyerek bir şikayetinin olmadığını belirten Yazıcıoğlu, yöneticiliği bir sanat olarak tanımladı ve gerçek değerlendirmenin ancak kişi ayrıldıktan sonra yapılacağını söyledi: “Vallahi aslında sekiz yıl, dokuz yıl da insan yoruluyor. Ben Tokat’ta da beş buçuk yılda yoruldum. Aslında esas değerlendirme ayrıldıktan sonra olur. Bu aslında yönetici sanatkârdır. Hiçbir sanatkâr kendi zaman idaresinde tam manasıyla değerlendirilmez. O sonradan o iş meydana çıkar.”
ÇETE, SOYGUN VE UĞUR MUMCU: “KİMSEYİ İLGİLENDİRMİYOR BU!”
Programın belki de en çarpıcı ve bugün hala yankı bulan kısmı, Yazıcıoğlu’nun sivil inisiyatif eksikliğini demokrasinin diğer temel sorunlarına, hatta çözülemeyen cinayetlere bağladığı andı. Halk ağırlığını hissettirmedikçe ne demokrasinin ne de çoğulculuğun oluşmayacağını vurgulayan Yazıcıoğlu, çetelerden, uyuşturucu paralarından ve faali meçhul cinayetlerden bahsetti.
Cevabının sonunda, sorulan “bana sahip çıkıldı mı” sorusunun ötesine geçerek, toplumu derinden sarsan bir cinayeti, Uğur Mumcu cinayetini örnek gösterdi: “Ama sivil inisiyatif beni konuyasınız bizim ülkemizde sivil inisiyatif oluşmadığı sürece halk ağırlığını ve varlığını hissetmediği sürece ne demokrasi olur, ne yönetime kapılma olur, ne çoğulculuk olur, ne de bu aflar vesaireler gibi ne bu çete ve soygun vurgun ondan sonra neydi o uyuşturucu ki elli milyar dolar bahsediliyor. Kim öldürdü? Hala ortada. Kimseyi ilgilendirmiyor bu. Kimi ilgilendirdi bu? Kim Allah’ın kulu yüksek sesle? Benim için millet haykırdı, haykırmadı, önemli değil ama bir insan öldü.”

Haber Euro Türk sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
