Daha fazla hava durumu tahmini: 15 günlük hava durumu

Avrupa ve Amerika siyaset sahnesinde dolaşan hürriyet nidaları, kulağa pek hoş gelen birer “demokrasi ve özgürlük kasidesi” gibidir. Lakin iş Müslümanlara gelince, o kasidenin bir anda “hürriyet yasaknamesine” veya “hürriyet istisnası”na tahavvül ettiğini görmek için büyük bir feraset sahibi olmaya gerek yoktur. Zira ortada çok açık ve sırıtan bir çelişki var.

Amerika’da bir siyasetçi çıkıp, İslam’a karşı akıl ve izan dışı ifadeler kullanırken, bunu “özgürlük” kisvesi altında sunabiliyor. Ve hatta “Dünyada çok fazla Müslüman var. Bir köpeği yüz milyon Müslümana tercih ederim.” şeklinde özgürlük havası bile atabiliyor.

Aynı minvalde Avrupa’nın muhtelif köşelerinde boy gösteren siyaset erbabı da, Müslümanlara yönelik dışlayıcı beyanlarını gayet meşru bir siyasal duruş gibi takdim ediyor. Hani şu meşhur “ifade hürriyeti” yok mu? İşte o, bazılarına sınırsız bir meydan, bazılarına ise daracık bir zindan oluveriyor.

Fransa’da bir vekilin Müslüman karşıtlığını “yasal ve meşru” diye nitelemesi, İsveç’ten Beatrice Timgren isimli bir siyasetçi “Ben kızımı özgürlükçü bir Avrupa’da yaşasın; Şeriat kanunlarının altında yaşasın diye büyütmüyorum” narası atarak Müslümanları dışlaması ne kadar özgürlükçü demokrasi değil mi?

Bunlar öyle sıradan sözler değil, bilakis Avrupa siyaset riyakârlığının en bariz numuneleridir. Çünkü aynı çevreler, Müslümanların kendilerine yönelik en küçük bir eleştirisini dahi “nefret suçu” olarak yaftalamakta son derece mahirdir.

Almanya’da ise iş daha da latif bir hâl alıyor. Bir tarafta aşırı sağ partiler, İslam’ı “kültür dışı” ilan edip din özgürlüğünü budamaktan dem vuruyor. Diğer tarafta ise kendilerini demokrat, liberal, hatta “insan hakları havarisi” olarak tanıtan iktidar sahipleri, bu söylemlerin pek çoğunu fiiliyatta hayata geçiriyor. Yani birileri narayı atıyor, diğerleri ise sahnede icra ediyor. Ne güzel bir tiyatro değil mi?

Bu durumda Avrupa’da özgürlük denilen şey adeta Müslümanlara saldırmak için bir “imtiyaz vesikası”na dönüşmüş durumda. Özgürlüğün kime verileceği, hangi şartlarda geri alınacağı tamamen siyasetin keyfî terazisine bırakılmış. Müslümanlar söz konusu olduğunda ise bu terazi nedense hep eksik tartıyor. Camiler “göze batmamalı”, ezan “gereksiz”, inanç ise “sınırlandırılabilir” görülüyor. İşte size Avrupa siyasetinin hâl-i garabeti.

Velhasıl, Avrupa siyasetinin demokrasi ve özgürlük iddiası, kendi içinde öyle bir çelişki barındırıyor ki; ister istemez insanın aklına şu sual geliyor: Bu özgürlük gerçekten herkes için mi, yoksa yalnızca makbul görülenler için yazılmış bir “ferman-ı mahsus” mudur?

Cevap, ne yazık ki artık aşikârdır.

Avrupa Siyasetinde Müslümana Saldırmanın Letafeti yazısı ilk önce CAMİA HABER üzerinde ortaya çıktı.

Kaynak: https://camiahaber.com/2026/04/27/avrupa-siyasetinde-muslumana-saldirmanin-letafeti/

Haber Euro Türk
Author: Haber Euro Türk

Haber Euro Türk, Avrupa’daki Türk topluluklarına ve dünya gündemine dair güvenilir, tarafsız ve güncel haberler sunan dijital haber platformudur.


Haber Euro Türk sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

By Haber Euro Türk

Haber Euro Türk, Avrupa’daki Türk topluluklarına ve dünya gündemine dair güvenilir, tarafsız ve güncel haberler sunan dijital haber platformudur.

0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments