Adak, Arapçada “nezir” kelimesiyle ifade edilir. Fıkıhta ise “bir kimsenin dinen yükümlü olmadığı ibadet cinsinden bir şeyi kendisi için vacip kılması” anlamına gelmektedir. Bir başka deyişle, “kişinin farz veya vacip cinsinden bir ibadeti yapacağına dair Allah Teâlâ’ya söz vererek o ibadeti kendisine borç kılmasıdır.”
Kur’an’da değişik surelerde, verilen sözde durulması, ahit ve akitlere bağlı kalınmasının önemine vurgu yapılmıştır. Mâide ve İsrâ surelerinde “Ey iman edenler! Akitlerinizi yerine getirin.” buyurulurken, Nahl suresinde Allah’a verilen sözlerin yerine getirilmesi emredilir. Adakların yerine getirilmesi, kişinin yaptığı adağa uygun davranması müminlerin özellikleri arasında sayılır.
Hz. Peygamber (s.a.v.), Allah’a itaati ifade eden adakların yerine getirilmesini emretmiş; Allah’a isyan veya günah kabilinden olan konularda adakta bulunulmamasını istemiştir. Şayet böyle bir adak yapılmışsa buna uyulmamasını belirtmiştir.
Bu izahtan sonra, bir adağın geçerli olabilmesi için adanan şeyin dinen meşru kabul edilen bir şey olması ve yerine getirilmesinin fiilen ve dinen mümkün olması gerekir. Buna göre bir kimsenin hiçbir zaman güç yetiremeyeceği bir şeyi adaması caiz olmadığı gibi, başkasına ait olan bir şeyi adaması da geçerli değildir. Kişi, sahip olduğundan fazlasını adaması hâlinde ise adak sadece sahip olduğu kadarı hakkında geçerli olur; daha fazlası için geçerli olmaz. Adakta bulunan kişi, adağını kendi öz malıyla yerine getirmelidir. Kendi malı yoksa Allah’a tövbe etmelidir. Ancak ileride mal edindiğinde bu adağını yine de yerine getirmesi gerekir.
Oruç tutmayı adayıp da hastalık veya yaşlılık gibi mazeretlerden dolayı adaklarını yerine getiremeyen kimselerin, her bir oruç için bir fidye vermeleri gerekir. Aynı şekilde ömür boyu oruç tutmayı adayan kimse, sağlığı müsait olduğu ölçüde bu adağını yerine getirmekle yükümlüdür. Buna güç yetirememesi durumunda ise her bir gün için bir fidye vermesi gerekir.
Mükellef kişi namaz adamışsa, ima ile de olsa adanan namazı kılmak durumundadır. İma yoluyla da buna güç yetirememesi durumunda tövbe ile Allah’tan af dilemelidir. Bu kimse, daha sonra bu ibadetleri yapmaya gücü yeterse adağını yerine getirmelidir.
Güç Yetirilemeyecek Bir Şeyi Adamanın Hükmü Nedir? yazısı ilk önce CAMİA HABER üzerinde ortaya çıktı.
Kaynak: https://camiahaber.com/2026/04/21/guc-yetirilemeyecek-bir-seyi-adamanin-hukmu-nedir/
Haber Euro Türk sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
