Daha fazla hava durumu tahmini: 15 günlük hava durumu

Almanya Federal Meclisi’nde aşırı sağcı Almanya için Alternatif Partisi’nin (AfD) verdiği, “Çocukların ve gençlerin dini baskı, zorbalık ve grup dinamik baskısından korunmasının güçlendirilmesi” kanun önergesi, zahirde masum, bâtında ise derin bir ajandanın tezahürü olarak karşımızda durmaktadır. Bu metin, ilk bakışta çocuklarımızı baskıya karşı himaye refleksi gibi görünse de, hakikatte bir kültür mücadelesinin, hatta daha doğru bir ifadeyle İslamofobik bir telakkinin yeni bir tezahürüdür. Kelimeler itinayla seçilmiş, cümleler dikkatle kurulmuştur; lakin satır aralarına sinen niyet, her türlü edebî cilayı aşacak kadar açıktır.

Biz sizi çok iyi tanıyoruz. Kuzu postunda görünen canavarlığınızı süslü kelimelerle tezyin ederek ve yasaları alet ederek saklayamazsınız. Çünkü çok sırıtıyorsunuz. “Çocukları koruma” gibi ulvî bir mefhum üzerinden yürüttüğünüz bu retorik, aslında Müslüman çocukları kendi inanç köklerinden koparma arzusunun mücessem hâlidir. Bu, bir muhafaza değil; bilakis bir tahakküm teşebbüsüdür. Çocukların ruh dünyasına nüfuz ederek onları kendi kimliklerinden tecrit etme çabası, modern zamanların en incelikli baskı biçimlerinden biridir.

Ne hazindir ki bu zihniyet yalnızca marjinal çevrelerle mahdut değildir. Ana akım siyasette de bu fikrî yozlaşmanın akisleri müşahede edilmektedir. Fakat aşırı sağcılar daha cesur olduğu için bunu güzel bir şekilde saklayamamaktadır. Öte yandan. Örneğin Almanya Başbakanı Friedrich Merz’in Müslüman aile yapısını şiddetle eleştirmesi tepkimizi çekmiyor da, laf sadece AfD gibi aşırı sağdan gelince tepki gösteriyoruz. Bu yüzdendir ki AfD sadece küçük bir temsilden ibaret. Yani İslam düşmanlığı asıl büyük toplum partilerinin politikasını oluşturuyor.

Fransa’da, Hollanda’da ve Avusturya’da ortaya konulan ve Müslümanları baskı altına almayı amaçlayan buna benzer kanun düzenlemeleri hâlâ hafızalarımızda tazeliğini muhafaza etmektedir. Hürriyet ve sekülerlik kisvesi altında sunulan bu düzenlemelerin nasıl tek taraflı bir baskıya inkılap ettiğini defalarca görmedik mi? Fransa’da uzun etek meselesi üzerinden yapılan izahlar, akl-ı selimi tahkir eden bir seviyeye düşmemiş miydi? Hatirlayın Fransada Egitim Bakanımız bu gülünç kararı alırken kendisine yapılan eleştirilere “uzun eteğin dini sebeplerle giyilip giyilmediğini, öğrencinin yüzüne bakarak” şappdanak anlaşılacağını söylemişti.

Aynı şekilde Almanya’da da okullar ve mahkemelerde dini sembollerin kullanılmasının yasaklanmasının kahir ekseriyetle yalnızca İslam ve Müslümanlar üzerine teksif edildiği artık aşikârdır. Bavyera örneği bu hakikatin en bariz misallerindendir. Netice itibarıyla, bu teklif çocukları korumaktan ziyade toplumda güvensizlik tohumları ekmekte, ayrışmayı derinleştirmekte ve İslamofobiyi sistematik biçimde beslemektedir. Üstelik bunu hukuk kisvesi altında yaparak meşruiyet devşirme gayretindedir.

Ancak hakikat şudur ki, bu tür teşebbüsler artık kimseyi iğfal edememektedir; zira hakikat, her daim perdeyi yırtarak kendini izhar eder.

 

Çocukları Dini Baskıdan Korumak yazısı ilk önce CAMİA HABER üzerinde ortaya çıktı.

Kaynak: https://camiahaber.com/2026/04/13/cocuklari-dini-baskidan-korumak/

Haber Euro Türk
Author: Haber Euro Türk

Haber Euro Türk, Avrupa’daki Türk topluluklarına ve dünya gündemine dair güvenilir, tarafsız ve güncel haberler sunan dijital haber platformudur.


Haber Euro Türk sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

By Haber Euro Türk

Haber Euro Türk, Avrupa’daki Türk topluluklarına ve dünya gündemine dair güvenilir, tarafsız ve güncel haberler sunan dijital haber platformudur.

0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments