ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun başkanlığında Washington’da yapılan görüşme, Lübnan ile İsrail arasında onlarca yıl sonra gerçekleşen ilk doğrudan diplomatik temas oldu. Görüşme büyükelçiler düzeyinde yapıldı. Taraflar bir sonraki toplantının tarih ve yerinin daha sonra açıklanacağını duyurdu.
Ancak bu temasın yalnızca diplomatik düzeyde değil, sembolik düzeyde de siyasi bir anlamı var. Lübnan ile İsrail halen resmen savaş halinde bulunan iki ülke. Lübnan’da İsrail’le açık temas, normalleşme görüntüsü ya da aynı kareye girme hali yıllardır ağır siyasi ve toplumsal sonuçlar doğuran bir eşik olarak görülüyordu. Bu nedenle Washington’daki görüşmeler sırasında verilen ortak görüntü, yalnızca bir diplomatik temas değil, Lübnan siyasetinde ayrıca tartışma yaratacak bir gelişme.
Lübnan’ın Washington Büyükelçisi Nada Hamede Muaved görüşmeyi “yapıcı” diye nitelendirirken ateşkes, yerinden edilenlerin dönüşü ve insani krizin hafifletilmesi çağrısı yaptı. İsrail cephesi ise görüşmelerde temel hedef olarak Hizbullah’ın silahsızlandırılmasını öne çıkarıyor.
Diplomasi masası kuruldu, bombardıman durmadı
Washington’daki temasın hemen ardından sahadaki tablo değişmedi. İsrail’in güney Lübnan’a dönük hava saldırıları sürdü. Kadmus bölgesindeki bir İsrail saldırısının ardından dört kişinin cansız bedenine ulaşıldığı, Enseriye’de düzenlenen hava saldırısında ise beş kişinin öldüğü bildirildi.
Gün içinde Bint Cbeyl, Mahmudiye, Mecdəl, Klayle, Zibkin, Yatar ve Nebatiye el-Fevka gibi noktalara da saldırılar düzenlendi. Beyrut’un yaklaşık 20 kilometre güneyindeki Saadiyat ve El Ciye çevresinde araçlar da hedef alındı. Yani, Washington’da “görüşme” sürerken, Lübnan topraklarında savaş bütün ağırlığıyla devam ediyor.

Güney Lübnan’da yıkım derinleşiyor
İsrail’in yalnızca hava saldırılarıyla yetinmediği, güney Lübnan’daki kara varlığını da derinleştirdiği belirtiliyor. Özellikle Bint Cibeyl çevresinde kuşatma, yıkım ve evlerin havaya uçurulmasına ilişkin haberler öne çıkıyor.
İsrail basınına konuşan askerlerin aktardıkları, güney Lübnan’da Gazze’dekine benzer bir yıkım pratiğinin devrede olduğunu gösteriyor. Buna göre sınır hattına yakın köylerde evler sistematik biçimde patlayıcılarla yıkılıyor, buldozerlerle alan açılıyor ve yeni askeri noktalar kuruluyor. Bu tablo, İsrail’in yalnızca sınır güvenliği değil, güney Lübnan’ın fiziki yapısını kalıcı biçimde dönüştürmeye dönük bir hat izlediğine işaret ediyor.

Sivil yaşam ve altyapı hedefte
Saldırılar yalnızca askeri alanları değil, sivil yaşamı ayakta tutan altyapıyı da vuruyor. Evler, tarım alanları ve temel hizmet noktaları hedef alınırken, Tebnin’deki son işleyen hastanenin vurulması sağlık sistemindeki çöküşü daha da ağırlaştırdı.
Saldırıların yarattığı tablo, Lübnan’daki insani krizi derinleştiriyor. On binlerce kişi yerinden edilirken, göçmen işçiler de savaşın en kırılgan halkalarından biri haline gelmiş durumda. Devletin büyük ölçüde felç olduğu koşullarda, yerinden edilenlere dönük dayanışma ağlarının yükü de giderek daha fazla halkın omuzlarına biniyor.
Soykırımcı İsrail, Lübnan’ın güneyini işgal etmeye, Lübnanlıları öldürmeye devam ediyor. Hizbullah’ı bahane eden Netanyahu’nun onayıyla müzakere için masaya oturan Lübnan hükümeti de tepkilerin odağında. İsrail’in işgalci saldırılarını, Hizbullah’ın direnişini soL’dan takip edebilirsiniz. soL’a katkıda bulunmak için abone olabilirsiniz.
Lübnan içinde tepkiler
Lübnan’da toplumun büyük bir kesimi İsrail’le aynı masaya oturulmasını açık biçimde reddediyor.
Hizbullah da görüşmelere karşı çıktı. Lübnan devletinin diplomasi ve ateşkes arayışı ile Hizbullah’ın İsrail’e karşı silahlı mücadele çizgisi arasındaki gerilim daha açık hale geldi. Özellikle savaş sürerken verilen ortak fotoğraf, bu gerilimi daha da büyütecek bir başlık olarak öne çıkıyor.
Lübnan Parlamentosu Sözcüsü ve Emel Hareketi lideri Nebih Berri de görüşmelere tepki gösterdi. Berri, “Ateşkes getireceğiz diye Washington’a gittiler, Hizbullah’la savaşa tutuşmak üzere geri döndüler” yorumu yaptı.

Roketler sürüyor, tahliye tehditleri genişliyor
Sınırın öte yanında da çatışmalar durmadı. İsrail kaynakları, sabah saatlerinde Lübnan’dan Celile bölgesine 20 roket atıldığını açıkladı. Hizbullah da Metula, Kefar Giladi ve Kiryat Şmona’ya roket saldırıları düzenlediğini duyurdu.
İsrail ordusu ise Zahrani Nehri’nin güneyindeki sivillere yeni tahliye tehdidinde bulundu. Bu da Tel Aviv yönetiminin yalnızca mevcut saldırılarla yetinmeyip, güney Lübnan’daki baskıyı daha geniş bir alana yaymaya hazırlandığını gösteriyor.
‘Barış görüşmesi’ değil, savaşın yeni safhası
Washington’da kurulan diplomatik kanal, savaşın sona erdiğini değil, yeni bir siyasi-askeri safhaya girildiğini gösteriyor. İsrail masada Hizbullah’ın tasfiyesini ve Lübnan devletinin bunu üstlenmesini dayatırken, sahada bombardıman, yıkım ve tahliye politikalarını sürdürüyor.
Bu nedenle Washington’daki görüşmeler, klasik anlamda bir barış zemini olarak değil; Lübnan üzerindeki askeri ve siyasi baskının yeni araçlarla tahkim edilmesi olarak okunmalı. Üstelik bunu daha çarpıcı kılan nokta da şu: Resmen savaş halinde olan, normal koşullarda aynı kareye girmesi dahi büyük bir eşik sayılan iki taraf, Washington’da yan yana poz verirken güney Lübnan’da bombalar düşmeye devam ediyor.
KAYNAK: Haber SOL
Haber Euro Türk sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
