Daha fazla hava durumu tahmini: 15 günlük hava durumu
Liberallerin “özgürlükçü” diye pazarlamaya çalıştığı popülist sağcı Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei, işçi düşmanı politikalarına tam gaz devam ediyor. 

Seçim meydanlarında salladığı motorlu testereyi bugün tamamen işçi sınıfının temel haklarına doğrultan sağcı lider, son çalışma reformuyla işçilere hiçbir şekilde yaşam alanı bırakmamayı hedeflediğini gösterdi.

“Devleti kesip atacağız” diyerek iktidara gelen Milei’nin uyguladığı programın, kamusal yapının tasfiyesi ve emeğin tarihsel kazanımlarının geriye götürülmesi anlamına geldiğini daha önceki haberlerimizde de yazmıştık.

Tekrardan hatırlatmak gerekiyor ki, Milei ve benzeri siyasetçilerin “özgürlük” diye sattığı şey, sermaye için sınırsız hareket alanı; işçi için ise güvencesizlik ve baskı demek.

Çalışma Reformu: Krizin bedeli işçiye

Milei iktidarının hazırladığı işçi düşmanı reform, Senato’da kabul edildi.

Senato’dan geçen çalışma reformu, Arjantin işçi sınıfının onlarca yıllık mücadelesiyle elde ettiği haklara doğrudan müdahale niteliği taşıyor. Hükümet düzenlemeyi “istihdamı artıracak esneklik paketi” olarak sunuyor. Ancak içeriğe bakıldığında, düzenlemenin iş güvencesini zayıflatan ve patronların “yükünü” azaltan bir çerçeve çizdiği kolayca görülüyor.

Reform, işten çıkarmaların maliyetini düşürüyor ve kıdem tazminatı sistemini fiilen dönüştürüyor. Şirketlerin işten çıkarma yükümlülüklerini azaltan yeni modelde, işten çıkarma maliyetinin karşılanması için bir “işgücü yardım fonu” oluşturuluyor. Ancak bu fon, patron katkısından ziyade işçilerin maaşlarından yapılacak yüzde 1 ila yüzde 2,5 oranındaki kesintilerle finanse ediliyor. Böylece işten çıkarılmanın maliyeti patronun değil, doğrudan işçinin sırtına yüklenmiş oluyor.

Çalışma süreleri konusunda da radikal bir esneklik getiriliyor. İş gününün 12 saate kadar uzatılabilmesinin önü açılırken, fazla mesai ücretinin nakit ödeme yerine izin günleri ya da azaltılmış çalışma saatleriyle telafi edilmesi mümkün hale getiriliyor. Bu düzenleme, ücretli fazla mesaiyi fiilen ortadan kaldırabilecek bir kapı aralıyor. Ayrıca yıllık izinlerin yıl içine yayılarak bölünebilmesi, işçilerin dinlenme hakkının parçalanması riskini barındırıyor.

Milei ve seçim dönemindeki testeresi

Tartışmalı ödeme düzenlemesi

Reformun en tartışmalı başlıklarından biri ise ücret ödeme biçimine ilişkin düzenleme. Artık ücretlerin yalnızca ulusal para birimiyle değil, farklı para birimleriyle ya da ayni yardımlar (yiyecek, konaklama gibi) biçiminde ödenebilmesinin önü açılıyor. 

Sendikal düzlemde ise şirket içi sözleşmeler sektörel toplu sözleşmelerin önüne geçiriliyor. Bu durum, işçilerin sektör genelinde ortak pazarlık gücünü zayıflatabilecek bir mekanizma olarak değerlendiriliyor. Taraflar arasında anlaşma sağlanamaması durumunda sözleşmelerin geçersiz sayılabilmesi ise, bazı şirketlerin toplu pazarlık süreçlerini bilinçli olarak tıkayabilmesine olanak tanıyabilecek bir boşluk yaratıyor.

Grev hakkına saldırı

Grev hakkına getirilen ağır “asgari hizmet” zorunlulukları da saldırının bir diğer ayağını oluşturuyor. Sağlık, eğitim, enerji, ulaşım ve su gibi temel hizmetlerde faaliyetlerin yüzde 75’inin sürdürülmesi şartı getirilirken; bankacılık, madencilik, sanayi ve e-ticarette bu oran yüzde 50 olarak belirleniyor. Sendikalar, bu düzenlemenin grevi fiilen etkisizleştirebilecek bir çerçeve yarattığını vurguluyor.

Bütün bu düzenlemeler bir arada değerlendirildiğinde, reformun yalnızca teknik bir “iş piyasası güncellemesi” değil; emek-sermaye dengesini sermaye lehine yeniden kurmaya yönelik kapsamlı bir müdahale olduğu görülüyor.

Sendikalara müdahale, greve kelepçe

Arjantin, Latin Amerika’nın en güçlü sendikal geleneklerinden birine sahip. Milei’nin reformu tam da bu geleneği hedef alıyor. Ülkenin en büyük işçi sendikası olan Ulusal İşçi Konfederasyonu (CGT), düzenlemeyi kolektif haklarda açık bir gerileme olarak tanımladı.

Şirket içi sözleşmelerin sektörel anlaşmaların önüne geçirilmesi, işçilerin ortak pazarlık gücünü dağıtma potansiyeli taşıyor. Grev hakkına getirilen yüksek oranlı “asgari hizmet” zorunlulukları ise sağlık, enerji ve ulaşım gibi alanlarda grevi büyük ölçüde etkisizleştirebilecek bir düzenleme olarak görülüyor.

Bir başka deyişle, bu tablo, işçi sınıfının siyasal ve ekonomik gücünü kırmaya yönelik sistematik bir müdahale olacak.

Dolarizasyon: Ekonomik egemenliğin tasfiyesi

Milei’nin iktidara geldiği ilk günden başlattığı politikalardan biri ülke ekonomisinin dolarizasyonuydu.

Milei’nin savunduğu dolarizasyon planı, yalnızca enflasyonla mücadele aracı değil; ekonomik egemenliğin devri anlamına geliyor. Ulusal para biriminin ortadan kaldırılması, para politikasının ülke sınırları dışındaki finansal güçlere bağlanması demek.

Bu model, ücretlilerin pazarlık gücünü daha da daraltabilecek, kriz anlarında kamusal müdahale kapasitesini sınırlayabilecek bir çerçeve yaratıyor. IMF çizgisiyle uyumlu bu yönelim, krizin yükünü yine emekçilere yıkma riskini barındırıyor.

Milei kimdir? Trump çizgisinde siyaset, soykırımcı İsrail ile dostluk

Milei’nin ABD Başkanı Donald Trump ve milyarder Elon Musk’la dost olması ve İsrail yanlılığı bu tabloyla bir bütünlük sağlıyor.

Milei, ideolojik olarak Donald Trump ile paralel bir siyasal dil kuruyor. Sağ-popülist retoriği benimseyen cumhurbaşkanı, dış politikada da İsrail’le güçlü bir ittifak kurarak Latin Amerika’daki geleneksel denge politikasından kopuyor.

Bu yönelim, içeride uygulanan neoliberal programla birlikte düşünüldüğünde, Arjantin’i açık biçimde Atlantik merkezli siyasal ve ekonomik eksene yerleştiriyor.

Çalışma reformuna karşı ülkede büyük protestolar düzenleniyor.

İşçiler direniyor

Çalışma reformunun Senato’dan geçmesiyle birlikte Buenos Aires sokakları yeniden doldu. Çeşitli sendikalar, siyasi hareketler ve emek örgütleri, düzenlemeyi işçilerin onuruna ve tarihsel kazanımlarına doğrudan bir saldırı olarak nitelendirerek kitlesel gösteri çağrısı yaptı. Binlerce emekçi Kongre binası çevresinde toplandı. Pankartlarda kıdem tazminatının, fazla mesai hakkının ve ücret güvencesinin gasp edildiği vurgulanıyordu.

CGT, senatörlerin kararını “ülkedeki işçi ilişkilerini geriye götüren bir yasa” olarak tanımladı ve bunun kolektif haklarda açık bir geri adım anlamına geldiğini duyurdu. CGT açıklamasında, düzenlemenin kaynakların emekten sermayeye acımasız bir şekilde aktarılmasını hedeflediğini vurguladı. Arjantin İşçi Merkez Birliği’nin genel sekreteri Hugo Yasky ise “reformu” işçilere yönelik doğrudan bir saldırı olarak nitelendirerek, bunun ülke içindeki ve dışındaki güçlü ekonomik çevrelerin dayatması olduğunu savundu.

Sol muhalefet milletvekilleri de düzenlemeyi “kölelik benzeri” bir çalışma rejimine kapı aralamakla suçladı ve ulusal grev çağrısında bulundu. Buenos Aires eyaletinin valisi Axel Kicillof, gösteriler sırasında yaptığı konuşmada, kıdem tazminatı, fazla mesai ve yıllık izin gibi hakların tehlikeye atılmasının hiçbir işçinin durumunu iyileştirmeyeceğini belirtti.

Gösteriler polis saldırısıyla karşılaştı. Çarşamba günü düzenlenen eylemlerde güvenlik güçleri sert biçimde saldırırken; en az 71 kişinin gözaltına alındığı bildirildi. Protestocular, reformun yalnızca ekonomik bir düzenleme değil, işçi sınıfının siyasal gücünü zayıflatmaya yönelik kapsamlı bir hamle olduğunu dile getirdi.

Sokakta yükselen itiraz da, Milei hükümetinin “özgürlük” söylemiyle sunduğu programın, toplumun geniş kesimlerinde bir kurtuluş reçetesi değil, açık bir sınıfsal dayatma olarak görüldüğünü ortaya koydu.

11 Şubat’ta Buenos Aires’te çalışma reformuna karşı yapılan protestodan bir kare. (Fotoğraf: Argentina Humana)

Özgürlük değil, liberal saldırı

Milei ve dostları, kendilerini “radikal özgürlükçü” olarak tanımlasa da icraatları patronların halka ilan ettiği savaşın sistematik biçimde sürdürülmesinden ibaret.

Ekonomik kriz gerekçesiyle hızlandırılan bu dönüşüm, Arjantin’de emek-sermaye dengesini sermaye lehine köklü biçimde yeniden kurmayı hedefliyor.

Bugün Arjantin’de yaşanan şeyi “ekonomik reform süreci” diye geçiştirmek mümkün değil. Bu, işçi sınıfının tarihsel kazanımlarına yönelik kapsamlı bir saldırı hamlesi. Motorlu testere metaforu artık bir seçim sembolü değil: Kesilen yalnızca kamu harcamaları değil, emeğin güvencesi ve örgütlü gücü.

 


KAYNAK: Haber SOL

Haber Euro Türk
Author: Haber Euro Türk

Haber Euro Türk, Avrupa’daki Türk topluluklarına ve dünya gündemine dair güvenilir, tarafsız ve güncel haberler sunan dijital haber platformudur.


Haber Euro Türk sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

By Haber Euro Türk

Haber Euro Türk, Avrupa’daki Türk topluluklarına ve dünya gündemine dair güvenilir, tarafsız ve güncel haberler sunan dijital haber platformudur.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir