Deprem sonrasında işyerlerinin kapanması ve eski üretim alanlarının ortadan kalkması, deprem kentlerinde ciddi bir geçim krizini tetikledi. Yaşadıkları mağduriyeti anlatan emekçiler, bölgedeki işsizlik probleminin ülke gündeminde yeterince yer bulmamasından şikayetçi.
Bu sorunu en derinden hissedenlerden biri olan Mehmet, 2018 yılında Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi’nden mezun olmuş. Mezuniyetinin ardından uzun süre KPSS için emek veren Mehmet, yüksek puanlar almasına rağmen yeterli alım yapılmadığı için atanamamış. Türkiye’de kamu atamalarının ancak seçimden seçime ciddi oranlara ulaştığını belirten Mehmet için asıl kırılma noktası 6 Şubat 2023 depremi olmuş.
Mehmet ve onun gibi birçok üniversite mezunu arkadaşı, bugün Hatay’daki şantiyelerde işçilik yapıyor. Kendi mesleğini yapmaya çalıştığında dershanelerin asgari ücret, hatta bazen asgari ücretin altında komik rakamlar teklif ettiğini söyleyen Mehmet, “Edebiyat para etmiyor” diyor ve şantiye ekonomisini şu sözlerle özetliyor:
İnşaatta vasıfsız bir işçinin başlangıç maaşı 35 bin TL, bazı yerlerde 40 bin TL’ye çıkıyor. Eğer bir uzmanlığınız ya da ustalığınız varsa 60-70 bin TL kazanabiliyorsunuz. Depremden önce işsiz üniversitelilerin durağı ya polislik ya da uzman çavuşluk olurdu, artık deprem bölgelerinde bu yerin adresi şantiyeler oldu.

Mersin’den Hatay’a ekmek kavgası
İnşaatlarda çalışan bir diğer isim ise aslen Mersinli olan Süleyman. Deprem sırasında Mersin’de olan ve felaketin izlerini hâlâ hafızasında taşıyan Süleyman, dolaylı etkilerin de altını çiziyor.
Hatay ve Adana’dan Mersin’e yaşanan yoğun göç nedeniyle Mersin’deki iş imkanlarının daraldığını, bu yüzden çalışmak için Antakya’daki şantiyelere gelmek zorunda kaldığını anlatıyor.
Deprem bölgesindeki emekçilerin sesini duyurmaya, şantiyelerdeki gerçekleri ve iş cinayetlerini kayıt altına almaya devam ediyoruz. Sermayenin değil, halkın ve işçinin yanında saf tutan haberlerimizin size ulaşması için desteğiniz büyük önem taşıyor.
Süleyman, bölgedeki ekonomik çöküşün görünmeyen kısmına, yani her geçen gün kepenk indiren esnafa dikkat çekiyor. Hatay’da hemen her ay birkaç esnafın sessiz sedasız battığını söyleyen Süleyman, asıl büyük tehlikenin şantiyeler kapandığında başlayacağını vurguluyor:
Bugün idareten iş bulabiliyoruz, eve ekmek götürüyoruz ama bu inşaatlar bittiğinde on binlerce insan aynı anda işsiz kalacak. İşte o zaman patronlar bu çaresizliği manipüle edecek. Bugün 40 bin TL alan gençler, o gün işsizlik ordusu yüzünden asgari ücrete razı edilecek. Hizmet sektöründe sigortalı iş bulabilenler kendini şanslı sayacak bir düzene sürükleneceğiz.

Hatay iş cinayetlerinde Türkiye beşincisi
Deprem bölgelerinde şantiyeler, iş bulamayan gençler için bir “buluşma noktası” olsa da bu çalışma alanları beraberinde büyük riskler getiriyor. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi’nin yayımladığı 2025 yılı İş Cinayetleri Raporu, bölgedeki çalışma koşullarının vahametini kanıtlıyor.
Rapora göre, 2025 yılında Türkiye genelinde en az 2.015 işçi hayatını kaybetti. Hatay; İstanbul, İzmir, Antalya ve Ankara’nın ardından 64 iş cinayetiyle Türkiye’nin en çok işçi ölümü yaşanan 5. ili oldu. Bu ölümlerin en sarsıcı olanlarından biri 1 Mart 2025’te Antakya’da gerçekleşti. Akarsu Çelik Yapı firmasına ait bir işçi servisinin TIR’a çarpması sonucu, aralarında 3 çocuğun da bulunduğu 7 işçi yaşamını yitirdi. Genç mezunlar ve depremzedeler, bir yandan geleceksizlik kaygısıyla uğraşırken bir yandan da bu tehlikeli çalışma ortamlarında hayatta kalmaya çalışıyor.
KAYNAK: Haber SOL
Haber Euro Türk sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
