Daha fazla hava durumu tahmini: 15 günlük hava durumu

23 Ocak 2026 tarihinde başlayıp 13 gündür devam eden Migros depo işçilerinin direnişi, ülke çapında büyük bir yankı yaptı. Migros işvereninin yüzde 28’lik sefalet zammına karşı Depo, Gemi Yapımı ve Deniz İşçileri Sendikası (DGD-SEN) öncülüğünde beş bin işçinin ülkenin çeşitli yerlerindeki birçok deposunda başlattığı direniş, Migros ürünlerinin boykotuna yol açtı, destek gördü.

Migros depolarında 28 bin 75 liralık asgari ücretle işe başlayan işçilerin ortalama ücreti, 36 bin lira dolayında bulunuyor. Tüm depolarda çeşitli kademelerde yaklaşık 55 bin kişi çalışıyor.

Migros’un bağlı olduğu Anadolu Grubu’nun sahibi Tuncay Özilhan, TÜSİAD’ın (Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği) 2001 – 2003 yılları arasında başkanlığını yapan ve halen de bu kuruluşun Yüksek İstişare Konseyi Başkanlığı görevini yürüten bir patron.

Migros işvereni, depo işçilerine 2026 yılında asgari ücrete yapılan yüzde 27’lik zammın bir puan üstünde bir zam önerdi. İşçiler ise bu yüzde 28’lik sefalet zammına tepki gösterdi. Başta Adana olmak üzere, 23 Ocak 2026 günü itibarıyla 7 ilde 14 depoda iş bırakıldı.

Özilhan’ın villasında protesto

Migros depo işçilerinin iş bırakma ve zammı protesto eylemi, ülkenin çeşitli işyerlerindeki depolara da sıçradı, eyleme katılanların sayısı arttı. İşçiler, 31 Ocak günü de Tuncay Özilhan’ın Beykoz’daki villasının önünde toplandı.

Sendikanın çağrısı üzerine Özilhan’ın villasına gelen işçiler, polisin sert müdahalesiyle karşılaştı, orada işçilere bir konuşma yapan Umut-Sen Örgütlenme Koordinatörü Başaran Aksu ile birlikte 100’e yakın depo işçisi “ters kelepçeyle” gözaltına alındı.

İşçiler o akşam serbest bırakılırken, Başaran Aksu adliyeye sevk edilerek ertesi gün serbest kaldı. Aksu, serbest bırakıldıktan sonra yaptığı konuşmada, Burada esas konuşulması gereken bütün yoksulları sefalete, çürümeye iten düzeni sorgulayan Migros depo işçileridir. Tuncay Özilhan 9.5 milyar kar etti, 500 milyonunu işçilerle paylaşsa, sorun çözülür ama bir kuruş paylaşmak istemiyor” ifadelerini kullandı.

İşletmenin açıklamasına göre, Migros’un 9 aylık (Ocak-Eylül 2025) net kârı yaklaşık 5,4 milyar TL’dir. DGD-SEN de, Migros’un 2025 yılı toplam karının 9,5 milyar lira olduğunu bildirdi. Bu dönemin bir önceki yıla göre artışı ise, yüzde 70’tir. İşçiye reva gördüğü zam ise, yüzde 28’dir.

Sendikanın talepleri

DGD-SEN, net yüzde 50 ücret zammı, vergi yükünün işveren tarafından karşılanması, güvenceli iş, bankalar tarafından verilen promosyonların işçiye ödenmesi ve işten çıkarılanların işe iadesi gibi taleplerde bulunuyor.

Eylemler sürerken Migros işvereni, 7 bin 875 işçi kadroya alındığını, greve devam eden 141 işçinin de Kod 49’la (tazminatsız fesih) işten çıkarıldığını açıkladı.

Sendika Başkanı Neslihan Acar ise, 300’e yakın kişinin tazminatsız işten çıkarıldığını belirterek 7 bin 875 kişinin kadroya alınmasının bile direnişin bir sonucu olduğunu ifade etti. DGD-SEN Başkanı Acar, eylemlerin yapıldığı birçok yerde direnişe öncülük ederken canlı YouTube konuşmasında da şunları söyledi:

“İşveren, kadroya geçen arkadaşlarımızın Türk-İş’e bağlı Tez Kop-İş Sendikasına üye olmasını istedi. Tez Koop-İş, 10.nolu işkolunda örgütlü, biz ise 16.nolu işkolunda örgütlüyüz. Aslında işveren “sarı sendika” niteliğinde olan Tez Büro-İş’e işçilerin üye olmasını istiyor.

Bu sendika, 54 yıldır ciddi bir mücadele vermedi, işçilerin taşeronda çalışmasına göz yumdu. Halen Migros’un marketlerinde çalışan işçilerin 28 bin liralık asgari ücretle çalışmasına ses çıkarmıyor”.

DGD-SEN’i tasfiye

DGD-SEN Başkanı Acar, mücadeleci bir sendika olarak hak mücadelesine önem verdiklerini belirterek “İşin ilginç yanı, işveren 7 bin 800 işçinin Tez Koop-İş’e üye olmasını isterken sendikadan ‘üye olun’ çağrısı gelmedi” diye konuştu.

Neslihan Acar, işverenin kendi sendikalarını saf dışı bırakarak işkolu değiştirip depo işçilerinin Tez Koop-İş’e üye olmasını zorladığını ifade etti. Acar, “Biz işçinin öz gücüne dayanarak sendikacılık yapıyoruz. Şu an bizde örgütlenemediklerine göre kadroya geçenlerin ve diğer market işçilerinin 10.nolu işkolundaki bağımsız Emek-Sen’e geçmesini öneriyoruz” dedi.

Dayanışma ve destek

Migros işçilerinin direnişine destek olmak amacıyla sol siyasi partiler ve gençlik örgütleri, ilk günden beri Migros ürünlerine boykot çağrısı yaparak marketlerde kasaların kilitlenmesini sağlamaya çalıştı. Migros depo işçilerinin talepleri pek çok Migros şubesinde dile getirildi.

Türkiye Tekel Bayileri Platformu Başkanı Özgür Aybaş da, 1 Şubat’ta yaptığı açıklamada, Migros işçilerinin gasp edilen hakları iade edilene ve talepleri eksiksiz karşılanana kadar Anadolu Grubu’na bağlı Efes markasının hiçbir ürünün bayilerde satılmayacağını bildirdi.

656 kültür-sanat emekçisi ve 102 akademisyen de ayrı, ayrı imzaladıkları bildiriyle direnişe destek verdi.

Öte yandan Süper Lig’de sezonun 20. haftasında oynanan Gençlerbirliği – Gaziantep Spor maçı sırasında da tribünlerden direnişteki depo işçilerine destek sloganları atıldı.

Yine sendikanın çağrısıyla 3 Şubat günü Dikili, Datça, Bergama, Karşıyaka, Akhisar ve Çanakkale’de direnişi destekleme eylemleri yapıldı. Dün de (4 Şubat) Muğla, Milas, Hopa ve Denizli’deki Migros mağazaları önünde ve kent meydanlarında eylemlere devam edildi.

Dün ayrıca Anadolu Grubu patronu Tuncay Özilhan’ın Beykoz’daki villasının önünde yine sendikanın çağrısı üzerine işçiler toplandı. İşçiler villa önünde bekleyişlerini sürdürürken “İşçiler açken Özilhan’a huzur yok” sloganını attılar. Emekçilerin eyleminde çok sayıda çevik kuvvet polisi hazır bulundu. (Bu yazı yazılırken eylemler devam ediyordu). 

Mücadeleci sendikacılık

Günümüzdeki sendikal hareketin önemli zaaflarından ikisi şöyledir: Sendikalar, sadece kendi üyelerinin çıkarlarını korumak için toplu sözleşme yaparlar ya da topluma öyle bir görüntü verilir. Keza mevcut sendikal bürokrasi, işverenle ya da siyasal iktidarla uzlaşıcı, “yandaş” bir konumda sendikal faaliyet yürütür.

Migros depo işçilerinin direnişine öncülük eden DGD-SEN ise, daha mücadeleci bir hat izliyor. Migros direnişi, sefalet zammı karşısında toplumdaki yoksul kesimlerin de geçim sıkıntısına ön ayak olarak bir mücadele sergiliyor.

Bu mücadele anlayışı, Migros işçileri temelinde yoksullaşan halk kesimlerinin, çalışanların düşük ücrete mahkum edilmesine bir tepki oluyor, siyasal iktidarın “kemer sıkma” politikasına karşı çıkıyor, depo işçilerinin sorunları geçim sıkıntısı çeken halkın sorunlarıyla birleşiyor, sonuçta eylem toplumdan önemli ölçüde destek görüyor (Dr. Onur Can Taştan: “Halkın çıkardığı ses bizzat kendisi için”, Birgün, 2 Şubat 2026).

Ayrıca sendikal mücadelenin emekçinin öz gücüne dayanarak yapılması gerektiği, şeffaf, açık, işçinin söz ve karar sahibi olduğu sınıfsal bir çizgide yürütülüyor. Bu anlamda Migros direnişi, tüm işçi sınıfına da nasıl bir sendikal mücadele verilmesi gerektiğine ilişkin önemli bir örnek oluşturuyor…

DGD-SEN’in sitesinden alınmıştır.

 


KAYNAK: Haber SOL

Haber Euro Türk
Author: Haber Euro Türk

Haber Euro Türk, Avrupa’daki Türk topluluklarına ve dünya gündemine dair güvenilir, tarafsız ve güncel haberler sunan dijital haber platformudur.


Haber Euro Türk sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

By Haber Euro Türk

Haber Euro Türk, Avrupa’daki Türk topluluklarına ve dünya gündemine dair güvenilir, tarafsız ve güncel haberler sunan dijital haber platformudur.

0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments