Anasayfa / Haberler / Hastanelerdeki liyakatsizlik kriz yaratıyor: ‘Hangi personele dokunsan altından siyasi çıkıyor!’

Hastanelerdeki liyakatsizlik kriz yaratıyor: ‘Hangi personele dokunsan altından siyasi çıkıyor!’

Hastanelerdeki liyakatsizlik kriz yaratıyor: ‘Hangi personele dokunsan altından siyasi çıkıyor!’

Şilan KOCADAĞ/Dijital Gaste- Devlet hastanelerindeki yoğunluk, hijyen sorunları ve sağlık çalışanlarının yaşadığı çalışma koşulları tartışılmaya devam ederken, sağlık sistemindeki siyasi müdahale iddiaları da gündeme geldi. Birlik Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Sendikası Başkanı Ahmet Doğruyol, hastanelerde yaşanan sorunların çözümü için siyasetin sağlık kurumlarından çekilmesi gerektiğini belirterek, yönetici atamalarından personel çalışma düzenine kadar dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

“POLİKLİNİK SAYISINI ARTIRMAK BAŞARI DEĞİL BAŞARISIZLIKTIR!”

Türkiye’deki sağlık sistemini eleştiren Doğruyol, “Ülkemizde sağlık sistemini sil baştan ele almaları lazım. Ülkemizdeki sağlık sistemi maalesef birbirine girdi. Birinci basamak koruyucu sağlık hizmetlerini eskiden sağlık ocaklarımız veriyordu, şimdi aile hekimlerimiz veriyor. Birinci basamakta koruyucu sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi lazım. Vatandaşımızı bizim hasta etmememiz lazım. Sağlık Bakanlığının asli görevi vatandaşı hasta etmemektir. Sağlık Bakanlarımız bazen şöyle cümleler kuruyor; örneğin ‘poliklinik sayımız 2020’de 15 milyondu, 2021’de 18 milyon oldu, başarılıyız’ diyor. Bu bir başarı değil, bu bir başarısızlıktır. Önemli olan vatandaşlarımızın hasta olmamasıdır” dedi.

“DEVLET HASTANELERİ TİCARETHANE DEĞİLDİR!”

Hastane acillerine hangi durumlarda gidilmesi gerektiğini söyleyen Doğruyol, “Hastane acili ölüm riski taşıyan, ölüm riski taşımasa bile çok huzursuz, rahatsız olan bir insanın gittiği yer olmalı. Ama bizim vatandaşlarımız o bilinçte olmadığı için ilaç yazdırmak için de hastane aciline gidiyor, para vermeyeyim diye de hastane aciline gidiyor. Hastane acillerine acil olmayan vakaların da gitmiş olması neyi getiriyor? Orada kalp krizi geçiren, trafik kazasını yapmış olan, kanamalı bir hastanın da tedavi olmasının önüne geçiyor. Şimdi buradaki hastanelerimizin birinci madde olarak bu ticarethane mantığından çıkması lazım. Yani sonuçta hasta yatıyor, hastane para kazanıyor; ameliyat ediyor, hastane para kazanıyor gibi düşünceden çıkması lazım. Devlet hastanelerimiz sonuç itibarıyla ticarethane değildir. Devlet hastanelerinin ticarethaneden uzaklaşması lazım. Sonuçta anayasanın gerektirdiği gibi sosyal devlet ilkesi olarak eğitim, sağlık, güvenlik ve yargı hizmetlerinin devlet tarafından tüm vatandaşa eşit ve ücretsiz verilmesinin üzerine oturması lazım” şeklinde konuştu.

“HER HASTA OLAN ACİLE GİDİNCE SAĞLIK PERSONELİ VE DOKTORLAR ZOR DURUMDA KALIYOR!”

Sağlık Bakanlığına bağlı hastanelerin acile gelen ve yatan hastalardan Sosyal Güvenlik Kurumuna fatura gösterildiğini ve oradan para aldığını belirten Doğruyol, “Oradaki acil olmayan vakaların hastaneye gelmesi doğru değil. Örneğin; ‘ilaç yazdıracağım’ diyen, ‘15 gündür ayağım ağrıyor’ diyen bir teyzenin, 15 gün sonra acile gitmesi doğru bir yol değil. Acil nedir? Acil; kalp krizi geçiren, ayağı kırılan, eli kırılan, bu tür durumlarda gidilecek bir yerdir. Acil alışkanlığımız olmadığı için hem orada tedavi olacak vatandaşlarımızın önüne geçmiş oluyoruz hem de oradaki sağlık personellerimizi zor durumda bırakıyoruz. Bu sefer gerçekten acil olan vakalara bizim sağlık çalışanı hekimimizin, hemşiremizin, teknisyenimizin, tıbbi sekreterimizin müdahalesi de gecikmiş oluyor” ifadelerine yer verdi.

“HASTANE YÖNETİMİ HANGİ PERSONELE DOKUNSA ALTINDAN SİYASİ ÇIKIYOR!”

Devlet hastanelerinin acillerindeki hijyen sorunuyla ilgili Doğruyol, “Devlet hastanelerimizde temizlik maalesef çok eksik ve aksak kalıyor. Bunun en önemli sebebini de kurumlara siyasetin çok fazla müdahale etmesi. Bizim işçilerimizin siyasi partilere üye olma, siyasi partilerde görev almayla ilgili bir serbestlikleri var. Memurlarda yok mesela bu. Şimdi işçilerimiz genel itibarıyla iktidarda hangi siyasi parti varsa ona gidiyorlar. Oradan arattırıyorlar hastane yöneticilerini. ‘Ben temizlikteyim ama alt katta çalışmayacağım, üst katta çalışacağım. Bana yardımcı olun. İşin yoğun olduğu yere vermeyin’ diye buna benzer şeyler oluyor. Ve bizim hastane yöneticilerimiz işçi kadrosundaki arkadaşlarımızı çalıştırmakta zorlanıyorlar. Çünkü herhangi bir işçiye dokunduğunda, temizlik personeline dokunduğunda altından bir siyasi çıkıyor. Böyle gidiyor işler artık. Bu nedenle şu an kurumlarımızda temizlik yapan sayısı çok az. Örnek veriyorum: Bir kurumda 100 tane temizlik personelimiz varsa onun içinde hakkıyla, layıkıyla çalışan emin olun 15-20 kişi var” dedi.

“SİYASETİN KURUMLARDAN ELİNİ ÇEKMESİ GEREKİYOR!”

Sağlık kuruluşlarının hijyen yönünden çok iyi olması gerektiğini belirten Doğruyol, “Son günlerde Bornova Devlet Hastanesinde tahtakuruları çıkıyor. Tahtakurularını halledemiyorlar bir türlü. 2,5-3 aydır onunla uğraşıyorlar. Hijyenle ilgili bir sürü sıkıntımız var bizim. Siyasetin kurumlardan elini çekmesi gerekiyor. Siyaset kurumlardan elini çekmediği sürece biz ne işçiyi çalıştırabiliriz ne memur arkadaşların içinde huzur sağlayabiliriz. Torpili olmayan bir hemşire arkadaş ayda 11-12 nöbet tutuyor. Hayatı altüst olmuş. Torpili olan arkadaşa bakıyorsun, başhemşirenin yanında geziyor. Yani hiçbir kadrosu olmamasına rağmen bunu yapabiliyor. Sonuçta maaşı alıyorsa bir işçi ya da memur, maaşının karşılığını hakkıyla vermesi lazım. Çünkü geçimini oradan sağlıyor” açıklamasında bulundu.

“EĞER İKTİDAR PARTİSİNDEN GEÇMİYORSANIZ YÖNETİCİ OLAMAZSINIZ!”

Doğruyol hastanelerdeki sözleşmeli yöneticilikte nasıl bir kriter arandığı sorusuna, “Hiçbir kriter yok. Başhekim olacaksa doktor olacak, müdür olacaksa işte fakülte mezunu olacak, onlar ayrı şeyler. Ama onun haricinde bir tek kriter var. İktidar partisinden geçmiş olmak. Yani bu sistemle giderse, 663 sayılı Kanun Hükmünde Kararname var. Yıl 2011, Kanun Hükmünde Kararname’nin yayımlanma tarihi ve tüm yöneticiler sözleşmeli. Bu sözleşmede de eğer siz siyasi partiden geçmiyorsanız, yani iktidar partisinden geçmiyorsanız siz Başhekim, Müdür, Müdür Muavini, Sağlık Müdürü olamazsınız. Partide görev almak değil. Oraya gidip onlarla diyalog kurmak zorundasın. ‘Ben başhekim olacağım, ben müdür olacağım, ben başhemşire olacağım, bana yardımcı olun’. Referans olması lazım. Referansı olmadan kimse başhekim, başhekim muavini, müdür olamaz. Doğal olarak senin referansın da bir siyasi partiyse, iktidardaki bir siyasi partiyse sen de siyasilere boyun eğmek zorunda kalıyorsun. Çünkü seni o koltukta oturtanlar onlar. Ama biz de diyoruz ki bu koltuklar devletin koltukları. İl sağlık müdürlüğü, başhekimlik, müdürlük bunlar devletin koltukları. Siz oraya oturmuş olabilirsiniz ama sizin göreviniz orada çalışan arkadaşlar arasında adaleti sağlamak, eşit olmak, görevlerini yaptırmak.” şeklinde yanıt verdi.

BİZİM ÖZEL HASTANELERE DEĞİL DEVLET HASTANELERİNE İHTİYACIMIZ VAR!

Devletin özelleştirmeye doğru ilerlediğini ve özel hastanelerin hızla açılmaya devam ettiğini belirten Doğruyol, “Özel hastanelerin birinci kuruluş gerekçesi nedir? Para kazanmaktır. Elbette oradan faydalanan vatandaşlarımız vardır ama bizim özel hastanelere değil, devlet hastanelerine ihtiyacımız var. Bozyaka Devlet Hastanesinin hizmete devam etmesi için savaş verdik. Orada yıkım kararı vardı. Israrla kapattılar. Peki neden? Yanında özel bir hastane var diye. Ben o zaman bağıra bağıra söyledim: ‘Böyle bir şey olamaz. Yazıktır, günahtır’. Şimdi ne oluyor mesela Sonuçta Yeşilyurt Hastanesi yeteri kadar hastalara hizmet veremiyor. Diğer tarafta başka sıkıntılar oluyor. Bunlar bilerek ve istenerek yapılıyor” dedi.

Muhabir: ŞİLAN KOCADAĞ
KAYNAK:
Dijital Gaste
Haber Euro Türk'ü Takip Edin
Güncel haberleri kaçırmamak için sosyal medya hesaplarımızı takip edin.
Etiketlendi:

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir