Kamusal alan dediğimiz şey, yalnızca beton binalardan ya da altından arabaların geçtiği köprülerden ibaret değildir. Kamusal alan; bir toplumun ortak hafızasının, bağımsızlık algısının ve en önemlisi 'kim olduğunu' hatırlama biçiminin sergilendiği devasa bir sahnedir. İktidarlar bu sahneyi yalnızca kanun maddeleriyle veya mahkeme kararlarıyla yeniden inşa etmezler; sembollerle, ışık oyunlarıyla, sessizliklerle ve bazen de bilinçli olarak tasarlanmış bir iletişim psikolojisi ile dönüştürürler. Bugün Türkiye’de adalet sisteminden medyaya, tiyatro sahnelerinden stand-up gösterilerine kadar uzanan geniş bir alanda yaşanan gözaltılar ve tutuklamalar dalgası, aslında sokağın sesini kesmekten çok daha derin bir amaca hizmet ediyor: Toplumsal hafızayı formatlamak. Gelin, yarım asırlık bir yay çizerek bugünün 'sessizleştirilmiş' Türkiye’sini, iktidarın dış politika ve söylem çelişkileri eksenini ve hegemonya üretimini iletişim psikolojisi üzerinden masaya yatıralım.
Haber Euro Türk sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.

