Haber Merkezi
Mısır’da aradığını bulamayan tekstil patronları, gözünü cihatçılara teslim edilen Suriye’ye dikti. Bakanlıklara sunulan “projeye” göre, Türkiye sınırında 15 kilometrelik bir sömürü üssü kurulacak. Burayı TSK koruyacak, AKP yönetecek. Suriyeli işçilerse yok pahasına çalıştırılacak.
Patronlar bu defa yabancı bir ülkede serbest bölge ve yatırım alanı istemedi. İdari, askeri ve ekonomik olarak kontrol edecekleri toprak talep etti yani düpedüz işgal istedi.
İşçileri yok pahasına çalıştırmak için uzaklara gitmek istemeyen tekstil patronları, Türkiye’nin yanıbaşında, devlet gözetiminde yeni sömürü üsleri kurulmasını istiyor.
İlk hedefleri ise Suriye.
‘Toprak kiralayalım, TSK korusun, AKP yönetsin, Suriyeli çalışsın’
Tekstil patronlarının çıkarlarını korumak için kurulan Türkiye Hazır Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) 50. yılı için düzenlediği etkinlikte yeni bir “proje” duyurdu.
Kürsüye çıkan TGSD Başkanı Toygar Narbay, bir süredir Mısır, Romanya ve Bosna Hersek gibi ülkelere yönelen tekstil patronlarının bu ülkelerde “kalıcı” olamamalarından yakındı, “O yüzden üretimimizi kendi coğrafyamızda ve kontrol edebildiğimiz alanlarda büyütmek zorundayız” dedi.
Konuşmasının devamında Narbay’ın “kendi coğrafyamız” sözleriyle Suriye’yi, “kontrol edebildiğimiz alanlar” ifadesiyle de bugün Türkiye’nin asker bulundurduğu dört ayrı bölgeyi (Bahar Kalkanı/İdlib, Zeytin Dalı/Afrin, Fırat Kalkanı ve Barış Pınarı) kastettiği anlaşıldı.
Projenin detaylarını Narbay’dan dinleyelim:
“Yaklaşık 444 kilometrelik sınır hattı ve 30 kilometrelik derinlik içerisinde üretim odaklı yeni bir ekonomik alan oluşturmayı hedefliyoruz. Önerimiz, Suriye tarafında yaklaşık 15 kilometrelik bölümün uzun süreli kiralanması. Bölge Türk hükümeti tarafından yönetilecek, güvenlik Türk ordusunun kontrolünde olacak. Bölgedeki göçmen nüfus* da burada istihdam edilebilir.”
Süper kârlar patronların damağında kaldı
AKP’nin, 2018 yılında ekonomiyi içine soktuğu patika, patronlara Türkiye tarihinin en yüksek kâr oranlarını vermişti. Sadece 5 yıl gibi bir sürede imalat sanayi katma değeri dolar bazında yüzde 67 büyüdü, sömürü yüzde 75 arttı.

2022’de zirve görüldü, 2023 seçimlerinden sonra rota değişti. Bugün patronlar kârdan görece zarar ediyor. Aslında kâr oranları birçok sektörde hâlâ çok yüksek ama sermayenin aklı rekor sömürünün yaşandığı o günlerde kaldı.
2022’den geriye önemli miktarda makine atıl kaldı. TGSD’nin verilerine göre, yaklaşık 6 milyar dolarlık makine şu anda tam kapasite kullanılamıyor.
Patronlar şimdi, dilediklerinde bu kapasiteyi taşıyabilecekleri Suriye’de kurulu organize sanayi bölgeleri istiyor.
Sermaye, yıllarca işçi ücretlerini baskılamanın bir aracı olarak gördüğü göçmen işçileri, bu defa yasal sınırların ötesinde, Suriye’de sömürürek aynı baskı sürdürmenin peşinde.
Sanayi ve Ticaret Bakanlıklarına sunulan projeye göre, orta vadede 250 bin işçinin çalışacağı, yılda 5 milyar dolar kazandıracak bir üretim kapasitesi oluşturması hedefleniyor.
Bakanlıkların projeye olumlu yaklaştığını aktaran Narbay, benzer bir modelin Nahçıvan sınırında da uygulanabileceğini söyledi.
Akıl hocası Özgür Özel mi?
Yeni Osmanlıcılık zaman içerisinde AKP’nin hem dış hem de iç politikadaki ajandasının adı oldu. Bu proje Cumhuriyet’le hesaplaşmaya kılıf olduğu kadar yayılmacı hedeflerin de bahanesi haline getirildi.
“Büyümezsek küçülürüz” mantığı, AKP ve patronları aynı noktada buluşturdu.”Yurt dışında Türkiye’nin partisiyiz” diyen CHP’nin de aynı noktaya gelmesi uzun sürmedi.
Nitekim tekstil patronlarının Suriye’de sömürü üssü kurma projesi bir hayli tanıdık. Neredeyse aynı projeyi yaklaşık 1,5 yıl önce CHP dile getirmişti.
Suriye’de iktidar ABD, İsrail, İngiltere ve Türkiye’nin ortak operasyonuyla 8 Aralık 2024’te yıkılıp, cihatçı yapılara teslim edilmişti.
Müteahhitlerden fabrikatörlere sermayenin her kesimi Suriye’deki yağma olanaklarını tartışırken, sömürünün tarifi iktidar değişiminden sadece 5 gün sonra CHP Genel Başkanı Özgür Özel’den gelmişti.
Özel, Mısır’a giden tekstil patronlarına yatırımlarını Suriye’ye yapmalarını tavsiye ederek, şöyle konuşmuştu:
”Mısır’a değil, Kuzey Afrika’ya değil; eğer taşınacaksa fabrikalar Suriye’ye taşınmasını, Türkiye sınırına yakın yerlerde çok sayıda Suriyelinin istihdam edilebileceği hem sektörün çok uzak coğrafyalara gitmesi, yeni maliyetlere katlanması, yeni zorluklara katlanması yerine Türkiye’nin yanı başında Suriyeli çalıştıracaklarsa Suriye’de çalıştıracakları şekilde bir planlamayı Türkiye’nin önüne koymayı, bu noktadaki çok ciddi teşvik mekanizmalarının harekete geçirilmesi gerektiğini düşünüyoruz.”
Özgür Özel yatırım tavsiyesiyle kalmamış, Suriyeli göçmenleri Türk patronların fabrikalarında çalışmaya teşvik etmek için ”ayrıcalıklı vize”ler oluşturulmasını önermişti.
CHP Genel Başkanı’nın sömürge tarifine tepki Türkiye Komünist Partisi Genel Sekreteri Kemal Okuyan’dan gelmişti. Okuyan, CHP’nin ”çözüm” önerisini, utanç verici olarak nitelemişti:
”Özgür Özel AKP’nin kuyruğuna öyle yapışmış ki, muhalefet partilerinin göstermelik de olsa arada yoksuldan, emekçiden yana açıklama yapması gerektiğini unutmuş. Patronların ucuz işgücü derdine kendince çare bulmuş. Bulduğu çare de, cihatçı çeteler eliyle gasp edilen ve Trump’ın deyimiyle ‘Erdoğan’ın ele geçirdiği’ Suriye! Göçmenleri geri yollayan CHP, sermayeyi de göçmenlerin peşinden Suriye’ye yollamak istiyor. Ama yine zamansız, gereksiz, boş işler. Çünkü patronların Suriyeli göçmen işçileri olduğu gibi Suriyeli emekçileri sömürmek için Özel’in aklına ihtiyacı yok. Zaten HTŞ denen örgüte Suriye bu nedenle fethettirildi. Utanın utanın. Ne olduğunuz belli ama azıcık çekinir insan böyle konuşmaya…”
Tekstil işçisi boyun eğmiyor
Suriye’de sömürü üssü kurmak teknik ve idari açıdan orta vadeli bir proje. Sermayeninse bu kadar bekleyecek zamanı yok.
TGSD’nin etkinliğinde patronlar kısa vadeli taleplerini de dile getirdi.
İktidarın geçtiğimiz günlerde açıkladığı vergi indirimleri ve teşviklerin üstüne ihracat yapan patronlara yüzde 10 kur dönüşüm desteği, işçi başında 3 bin 500 lira ile 6 bin lira arasında değişen istihdam desteği ve düşük faizli kredi talep edildi.
Bir kez daha işsizlik tehdidine başvuran tekstil patronları, taleplerinin karşılık bulmaması halinde daha fazla işçi çıkaracaklarının sinyalini verdi.
Ancak patronlar, işçi sınıfını hesaba katmayı unuttu.
Tekstil işçileri, İzmir’den Antep’e onlarca fabrikada haklarının gasp edilmesine izin vermedi.
Düşük ücret dayatmasına ve işten çıkarmalara boyun eğmeyen işçiler bu yıl birçok direnişte önemli kazanımlar elde etti.
Son olarak Elsa ve Atamay işçileri, fason üretim yaptıkları Yeşim Tekstil’e ve Tommy Hilfiger markasına iki kez diz çöktürdü.

Emekçiler, zaferin ardından yaptığı açıklamada işçilerin ülkesi için mücadeleye çağırmıştı:
“Yıllarca işçileri yok sayan, kölelik koşullarında emeğini sömüren, ülkemizi yağmalayan patronlara karşı bir yol ayrımında olduğumuzu biliyoruz.
Ülkemizin gerçek sahipleri işçilerdir.
Bundan sonra da ülkemizin; yoksulluğun ve sömürünün olmadığı, eşitlikçi ve aydınlık günlere kavuşması için mücadele edeceğiz.”
*Narbay’ın konuşmasının bütününden “göçmen nüfus” ifadesi ile Suriyelileri kastettiği anlaşılıyor. Bu nedenle Suriye’de kurulacak fabrikalarda çalışacak Suriyelilerden “göçmen nüfus” diye bahsedilmesi, ülkelerine döndüklerinde veyahut hiç vatanlarından dışarı adım atmadıklarında bile Suriyelileri göçmen saymaya devam eden zihniyeti ele veriyor.

KAYNAK: Haber SOL
Haber Euro Türk sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
