Daha fazla hava durumu tahmini: 15 günlük hava durumu

| Gökhan Çetinsaya:

II. Abdülhamid’in İç Politikası: Bir Dönemlendirme Denemesi

1878 tarihli Berlin Antlaşması, Osmanlı Devleti için yalnızca bir savaşın diplomatik sonucu değil, aynı zamanda yeni bir siyasal dönemin başlangıcı oldu. Antlaşmanın ardından Sultan II. Abdülhamid, Tanzimat döneminin mirasını yeniden değerlendirmeye başladı. Bu süreçte Tanzimat’ın bazı uygulamalarını korurken, bazılarını geliştirdi; bazılarını ise sert biçimde eleştirdi.

Abdülhamid’in özellikle eleştirdiği başlıkların başında mali alandaki kontrolsüz borçlanma politikası geliyordu. Avrupa’nın Büyük Güçleri’nin Osmanlı iç siyasetindeki etkisinin giderek artması, Hıristiyan topluluklar arasındaki milliyetçi hareketlerin önlenememesi ve Müslüman tebaanın yeterince korunamaması da dönemin temel eleştiri alanları arasındaydı. Bu muhasebe sonucunda Osmanlı Devleti’nin iç ve dış politikasında Tanzimat’tan farklı bir yön belirlenmeye başladı.

Not: “Sultan II. Abdülhamid ile Avusturya-Macaristan İmparatorluğu arasında 21 Nisan 1879’da imzalanan antlaşma, 1878 tarihli Berlin Antlaşması’nın Bosna-Hersek ile ilgili maddelerini düzenleyen ve devletler arası ilişkileri normalleştiren resmi bir mukavelenameydi.”

Ancak bu dönüşüm bir anda gerçekleşmedi. Berlin Antlaşması sonrası başlayan ve yaklaşık 1882 yılına kadar süren dönem, Abdülhamid yönetiminin “geçiş süreci” olarak değerlendirilebilir. Bu yıllarda Osmanlı Devleti hem savaşın ağır sonuçlarıyla hem de uluslararası baskılarla mücadele etti.

Berlin Antlaşması Sonrası Dört Temel Başlık

1878-1882 arasındaki süreç dört ana başlık altında incelenebilir:

  • Berlin Antlaşması’ndan arta kalan meseleler
  • İç meseleler
  • Reform planları ve girişimleri
  • Hesaplaşma, tasfiye ve vesayetten kurtulma süreci

Berlin Antlaşması birçok sorunu çözmek yerine ileri bir tarihe ertelemişti. Özellikle sınır meseleleri ve reform maddeleri sonraki yıllarda Osmanlı diplomasisinin en önemli gündemlerinden biri oldu.

Osmanlı-Rus Antlaşması ve Rahatlama Dönemi

Bu süreçte dönüm noktalarından biri, 8 Şubat 1879 tarihli Osmanlı-Rus Antlaşması oldu. Rus işgal kuvvetleri bu anlaşmadan sonra geri çekilmeye başladı. Rus ordularının çekilmesiyle birlikte İngiliz donanması da Marmara’dan ayrıldı.

Bu tarihe kadar Osmanlı yönetimi doğrudan askerî baskı altında bulunuyordu. Sultan Abdülhamid’in yönetimi, ancak bu gelişmenin ardından daha rahat hareket edebilme imkânı buldu. Berlin Antlaşması’nın uygulanmayı bekleyen maddeleri, reform girişimleri ve iç meseleler bu tarihten sonra daha sistemli biçimde ele alınmaya başlandı.

Bosna-Hersek Meselesi

Berlin Antlaşması’nın 25. maddesi uyarınca Bosna-Hersek, Avusturya-Macaristan tarafından askerî işgal yoluyla yönetilecekti. Yenipazar Sancağı nominal olarak Osmanlı idaresinde kalacak olsa da Avusturya burada asker bulundurma ve askerî yollar inşa etme hakkına sahip olacaktı.

Viyana yönetimi, ikili görüşmeler tamamlanmadan Bosna-Hersek’i işgale girişti. Boşnakların silahlı direnişine rağmen işgal 1878 sonbaharında tamamlandı. Ancak Avusturya’nın Yenipazar’a yönelmesi Osmanlı tarafının direnişiyle karşılaştı.

Rus ordularının çekilmesinin ardından rahatlayan Abdülhamid yönetimi, Avusturya ile yeniden müzakerelere başladı ve 21 Nisan 1879 tarihli Osmanlı-Avusturya Antlaşması imzalandı.

Karadağ ve Arnavutluk Krizi

Berlin Antlaşması’nın en tartışmalı maddelerinden biri de Karadağ sınırıyla ilgiliydi. Antlaşma kapsamında Arnavut nüfusun yoğun olduğu Gosine ve Plave bölgelerinin Karadağ’a bırakılması kararlaştırılmıştı.

Bunun üzerine Arnavut Müslümanların direnişi başladı. Osmanlı yönetimi alternatif bölgeler önerdi; ancak bu kez Katolik Arnavut aşiretleri tepki gösterdi. Bölgedeki karışıklık büyürken Osmanlı temsilcisi Müşir Mehmed Ali Paşa öldürüldü.

Daha sonra yapılan yeni görüşmeler sonucunda Adriyatik kıyısındaki Ülgün Limanı’nın Karadağ’a bırakılması kararlaştırıldı. Ancak bölgedeki Arnavut direnişi devam etti.

İngiltere’nin Baskısı ve Büyük Devletler Politikası

1880 yılında İngiltere’de William Ewart Gladstone hükümetinin iş başına gelmesi Osmanlı açısından yeni bir baskı dönemini başlattı. Gladstone yönetimi, Berlin Antlaşması hükümlerinin hızla uygulanması için Avrupa devletlerini ortak harekete çağırdı.

Bu çerçevede Lord Goschen özel temsilci olarak İstanbul’a gönderildi. Büyük Devletler 1880 sonbaharında Dubrovnik açıklarına ortak donanma yollayarak Osmanlı Devleti üzerinde baskı kurdu. Hatta İzmir’in işgal edilebileceği tehdidi dahi gündeme geldi.

Sonuçta Osmanlı ordusu Arnavut direnişini bastırdı ve Kasım 1880’de Ülgün Karadağ’a teslim edildi. Müttefik donanması ancak bundan sonra Adriyatik’ten çekildi.

Sonuç

Berlin Antlaşması sonrası dönem, Sultan Abdülhamid’in yalnızca dış baskılarla mücadele ettiği bir dönem değil; aynı zamanda Osmanlı Devleti’nin yönünü yeniden belirlemeye çalıştığı kritik bir geçiş süreciydi.

Bu yıllar, Abdülhamid’in merkezî otoriteyi güçlendirdiği, Tanzimat mirasını yeniden yorumladığı ve Avrupa devletlerinin baskısı altında yeni bir siyasal denge kurmaya çalıştığı yıllar olarak Osmanlı tarihindeki yerini aldı.| ©DerVirgül

The post İkinci Abdülhamid 1879’de Osmanlı-Avusturya Antlaşması imzalandı first appeared on Der Virgül.

Kaynak: https://www.dervirgul.com/analiz-yorum/ikinci-abdulhamid-1879de-osmanli-avusturya-antlasmasi-imzalandi/72320/

Haber Euro Türk
Author: Haber Euro Türk

Haber Euro Türk, Avrupa’daki Türk topluluklarına ve dünya gündemine dair güvenilir, tarafsız ve güncel haberler sunan dijital haber platformudur.


Haber Euro Türk sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

By Haber Euro Türk

Haber Euro Türk, Avrupa’daki Türk topluluklarına ve dünya gündemine dair güvenilir, tarafsız ve güncel haberler sunan dijital haber platformudur.

0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments